Fiziksel taciz, bir zamanların en sık rastlanılan, haberlere en çok konu olan kavramlarından bir tanesiydi. Fakat modern hayatın hukuk sistemi bunun önlemini almakta gecikmedi ya da tacizciler biraz olsun uslandı(!) da artık eskisi kadar fiziksel taciz olaylarıyla karşılaşmıyoruz. Tabi fiziksel taciz vakalarıyla karşılaşmıyor oluşumuz, tacizin yok olduğu anlamına gelmiyor. Her konuda olduğu gibi “dönüşüm” burada da kendini gösterdi ve tacizin bir anlamda mecrası değişti. Artık moda olan kavram; psikolojik taciz, popüler adıyla Mobbing…
Günümüzde hukuk fakültelerinde “case study” olarak incelenen mobbing, etimolojik açıdan Latince’den İngilizce’ye oradan da dilimize geçmiş ve psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamlarını içeren bir kelime. Daha geniş bir ifadeyle, özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün görece daha zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulaması şeklinde de tanımlanabilir. Son dönemlerde ise örnek olayların artmasıyla, sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinlerararası çalışılan bir konu haline gelmiştir.
İşin iç yüzüne bakıldığında mobbing duygusal bir saldırıdır. Yaş, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeden, taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi bir kişiye yönelen saldırganlıktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar. İşveren ima ve alayla, karşısındakinin toplumsal itibarını düşürmeye yönelik saldırgan bir ortam yaratarak kişiyi işten ayrılmaya zorlar. Bir araştırmaya göre mobbing’in, kâr amacı gütmeyen kamu kuruluşlarında, okullarda ve sağlık sektöründe daha yaygın olduğu ifade edilmektedir.
Tüm dünyada mobbing araştırmaları ile ünlü İsviçre’li bilim adamı Heinz Leymann‘nın araştırma sonuçlarına göre, mobbing’e maruz kalan kişilerin işini çok iyi hatta mükemmel yaptığı, işe ve iş etiğine bağlılığının yüksek ve yaratıcılık yetisine sahip olduğu gözlemlenmiştir. Yine aynı araştırmaya göre mobbing uygulayan iş yeri teröristlerinin en belirgin özellikleri ise; aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik ve iktidar açı oldukları şeklindedir.
Mobbing vakalarında kurbanları psikolojik açıdan değerlendiren Western Washington Üniversitesi profesörlerinden sosyal psikolog Dr. Gary Namie‘ nin araştırmasına göre, mobbing kurbanlarının yüzde 41′i bunalıma giriyor, kadınların yüzde 31′i, erkeklerin yüzde 21′i travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) teşhisiyle bir kez daha işyerine dönemez, hatta çalışamaz oluyorlar. Zaten istenilen de bu..
Daha fazla bilgi isterseniz internette bolca var. Huzurla çalışabileceğiniz bir iş ortamı dilerim..